Tutuklama başlı başına bir ceza olmayıp, zorunlu hallerde başvurulması gereken istisnai nitelikte bir ön tedbirdir.
Tutuklama şartlarının varlığı halinde dahi tutuklama mecburi değil, ihtiyaridir. Ceza muhakemesinde en önemli koruma tedbirlerinden olan tutuklama, soruşturma evresinde hakim kararıyla Anayasada ve yasada belirtilen koşulların gerçekleşmesiyle, şüphelinin suçluluğu hakkında kesin olarak karar verilmesinden önce özgürlüğünün geçici olarak kaldırılmasıdır.
Şüphelinin hürriyetinin kaldırılmasından başlayıp salıverilmesine ya da cezanın infazının başlamasına kadar devam eden kısıtlılık durumuna tutukluluk denilir.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK’nın) tutuklamaya ilişkin düzenlemeleri, genel anlamda önceki usul kanunu olan 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’ndan (CMUK’tan) farklı olarak daha teminatlı hükümler içermesine rağmen, uygulamadaki aksaklıklar ne yazık ki sona ermemiştir.
Özellikle tutuklama tedbirine giderek artan oranlarda başvurulduğunun görülmesi, çoğu zaman tam anlamıyla şartları oluşmaksızın bu kuruma hükmedilmesi, uzun tutukluluk sürelerinin ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülen tutuklama kararlarının kamuoyunun gündemini devamlı olarak işgal etmesi, azami tutukluluk sürelerinin tam olarak ne olduğuna ilişkin belirsizliklerin ve tartışmaların sonlanmaması, aslında kişi özgürlüğü ve hukuki güvenliğiyle son derece yakından ilgili olan tutuklama kurumunun uygulamasına ilişkin halen birçok problemli alan bulunduğunun göstergesidir.
Nitekim CMK’nın yürürlüğe girmesinin ardından tutuklamayla ilgili kanun maddelerinde yapılan pek çok değişiklik de bu kanaati kuvvetlendirmektedir.
Verilmesi beklenen cezanın güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.
Bu nedenle tutuklama nedenleri olmadığı takdirde kişilerin hürriyetinin tahditi söz konusu olmayacağı gibi, tutuklama nedenlerinin mevcut olması da mutlaka tutuklamayı gerektirmemekte, gerekirse 109 ve müteakibindeki maddelerde düzenlenen Adli Kontrol Müessesesinin çalıştırılması daha insani ve caydırıcıdır.
Kanunumuzda, tutuklama istisnai nitelikte başvurulması gerekli bir ön tedbir olarak düşünülmüş, bu nedenle tutuklama yoluna gidilmesi kesin kriterlere bağlanmaya çalışılmıştır.
HANGİ SUÇLARDA TUTUKLAMA KARARI VERİLEBİLİR?
Tutuklama istisnai bir koruma tedbiri olup bu tedbir Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)’nda açık şartlara bağlanmıştır.
Temel düzenleme CMK m.100 ve devamı maddelerdedir. Tutuklama nedenleri Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları 1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme 2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. Tutuklama kararı verilebilecektir. Ancak kanunun 3. bendinde açıkça sayılan suçların işlenmesi halinde tutuklama nedeninin oluştuğu sayılabilir.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan 1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78), 2. (Ek:6/12/2019-7196/58 md.) Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) 3. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83) 4.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent b, e ve f) 11 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “olguların” ibaresi “somut delillerin” şeklinde değiştirilmiştir. 12 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle, bu fıkraya “hususunda” ibaresinden sonra gelmek üzere “somut delillere dayanan” ibaresi eklenmiştir. Bu bende 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle, (2) ve (5) numaralı alt bentlerinden sonra gelmek üzere, sırasıyla (3) ve (7) numaralı alt bentler eklenmiş ve diğer alt bent numaraları buna göre teselsül ettirilmiştir. 6/12/2019 tarihli ve 7196 sayılı Kanunun 58 inci maddesiyle, (1) numaralı alt bentten sonra gelmek üzere (2) numaralı alt bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir. ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),15 5. İşkence (madde 94, 95) 6. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102)
9. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188)
10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220)
11. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308), 12. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları. c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu. d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar. e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar. f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları. g) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar. h) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar. i) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Kadına karşı işlenen kasten yaralama suçu.
j) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu. k) (Ek:10/10/2024-7528/35 md.) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu öğrencilerin eğitimine yönelik Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen projelerde öğretici/öğretmen veya rehber danışman; özel öğretim kurumlarında yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici olarak görev yapanlar ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu. (4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda 15 12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “Silahla işlenmiş kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent e)” ibaresi “Kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent b, e ve f)” şeklinde değiştirilmiştir. veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.
Her ne kadar kanunda işlenmesi halinde tutuklama kararı verilebilecek suçlar belirtildiyse de bu suçların işlenmesi halinde dahi tutuklama kararı verilmeyebilir.
Tutuklama istisnai bir tedbir olup teamül değildir. Tutuklama için ilk ve zorunlu şart Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunmalıdır.
Basit şüphe ve ihbar tek başına yeterli yeterli değildir. Bazı suçlarda tutuklama nedeni varsayılır. Bu suçlar ;
Kasten öldürme
Nitelikli dolandırıcılık
Cinsel saldırı
Uyuşturucu ticareti
Yağma (gasp)
Terör suçları
Suç örgütü kurma/yönetme
Yukarıda sayılan suçlarda dahi; ihbar, tek başına mağdurun ifadesi,tanıkların ifadesi tutuklama için yeterli olmayıp bunun yanında kuvvetli suç şüphesinin de bulunması gerekmektedir.
Tutuklama tedbirinin uygulanabilmesi için suçun katalog suç olması yetmemekte aynı zamanda bu suçun işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesi gerekmektedir.
Aşağıda belirtilen hallerde tutuklama kararının yerinde olduğu varsayılır. Kaçma veya Kaçma Şüphesi (CMK m.100/2-a) Şüpheli/sanığın kaçması ve kaçacağına dair somut emarelerin bulunması Örneğin şüphelinin yurt dışına çıkma hazırlığı, sabit ikametgâhının olmaması,sahte kimlik kullanımı hallerinde tutuklama kararının ölçülü ve yerinde olduğu kabul edilir.
Bununla beraber şüphelinin delilleri Karartma Şüphesi (CMK m.100/2) Delilleri yok etme, gizleme, bozma veya değiştirme ihtimali Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı kurma ihtimali hallerinde de tutuklama kararı verilebilir. Her şeyden önce tutuklama kararının ölçülülük ilkesine uygun olması gerekmektedir.
Ölçülülük ilkesi uyarınca tutuklama SON ÇARE olmalıdır. Adli kontrol yeterliyse tutuklama kararı verilemez. Hakim şu soruyu sormalıdır: Adli kontrol ile de aynı amaç sağlanabilir mi? Eğer sorunun cevabı evetse tutuklama kararı verilemez. Ölçüsüz tutuklama hukuka aykırı tutuklama demek olup itiraz edilmesi gerekmektedir.
TUTUKLAMA KARARINI KİM VERİR?
Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.
Savcının tutuklama yetkisi yoktur. Savcılık tarafından hakimden sadece tutuklama talep edilir.
Tutuklama kararı sadece hakim tarafından verilebilir. Tutuklama kararını soruşturma evresinde Sulh Ceza Hakimi Kovuşturma evresinde ise davaya bakan mahkeme hakimi verebilir. Bu kararlara itiraz etmek mümkündür. Özetle Tutuklama kararı verilebilmesi için genellikle 1-) İsnat edilen suçun işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin bulunması 2-) Şüphelinin kaçma veya delil karartma tehlikesinin bulunması 3-) Ölçülülük ilkesine uygunluk 4-) Adli Kontrolün yetersiz kalması 5-) Suçun kanunda sayılan katalog suçlardan olması gerekir. Yukarıda sayılan hallerin bulunması halinde hakim tarafından tutuklama kararı verilir.
TUTUKLAMA KARARI HANGİ SUÇLARDA VERİLEMEZ?
Kanunda belirtilen bazı suçlarda tutuklama kararı verilemez.
Örneğin Türk Ceza Kanunu 89/1 ve 2 de düzenlenen taksirle yaralama suçları tutuklama yasağı kapsamında kalmaktadır. Adli para cezasını gerektiren suçlar ile hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda (vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç) tutuklama kararı verilemez. Tabiki bu durumlarda da istisnalar mevcuttur. Örneğin şüphelinin kimliğinin belirsiz olduğu durumlar veyahut soruşturmanın şüpheli tarafından engelleneceği, delillerin şüpheli tarafından karartılabileceği durumlarda tutuklama kararı hakim tarafından verilebilir .
YARGITAYIN GÖRÜŞ VE KARARLARI
Yargıtaya göre tutuklama için aranan ‘kuvvetli suç şüphesinin varlığı’, soyut değerlendirmelere, varsayımlara veya isnada konu fiilin niteliğine dayanılarak değil, somut, objektif ve denetlenebilir delillerle ortaya konulmalıdır. -Kuvvetli Suç Şüphesi Yoksa Tutuklama Hukuka Aykırıdır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 2017/4758 E., 2017/5616 sayılı kararında; “Tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması zorunludur.
Soyut gerekçelerle tutuklama kararı verilemez.” Denilmek suretiyle sadece isnat, ihbar veya kanaat,tutuklama için yeterli olmadığını somut delillerin bulunmaması halinde hakim tarafından verilen tutuklama kararının hukuka aykırı olduğunu kabul etmiştir.
-Kaçma Şüphesi Somut Olmalıdır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2014/11230 E., 2015/985 sayılı kararında; “Sanığın sabit ikametgâh sahibi olması ve yargılamadan kaçacağına dair somut bir olgunun bulunmaması halinde tutuklama koşulları oluşmaz.”denilmek suretiyle şüpheliye verilecek cezanın ağırlığının tek başına şüpheli için kaçma şüphesi taşımadığını hakimin somut kaçma emaresini göstermek zorunda olduğunu belirtmiştir.
-Delil Karartma Tehlikesi Varsayıma Dayanılamaz. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2016/14214 E., 2017/2311 sayılı kararında ; “Delil karartma ihtimali, varsayıma değil somut olgulara dayanmalıdır.”denilmek suretiyle Şüpheli hakkında yürütülen soruşturma ilerlemiş ve deliller toplanmışsa “karartma ihtimali” gerekçesinin geçersiz olduğu açıklanmıştır.
-Katalog Suçlarda Bile Tutuklama Otomatik Değildir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 2018/2860 E., 2018/4053 sayılı kararında ; “CMK 100/3’te sayılan suçlar yönünden tutuklama nedeni varsayılabilir ise de bu durum otomatik tutuklama sonucunu doğurmaz.”denilmek suretiyle kanunda tutuklama nedeni olarak sayılan katalog suçların işlenmesi halinde dahi bu durumun otomatik tutuklama nedeni olmadığını ve tek başına tutuklama sonucunu doğurmayacağını, bunun yanında Kuvvetli suç şüphesi + ölçülülük unsurlarının yine de aranması gerektiğine kanaat getirmiştir.
Adli Kontrol Yeterliyse Tutuklama Verilemez. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2020/3899 E., 2020/11273 sayılı kararında; “Adli kontrol hükümleriyle amaç sağlanabiliyorsa tutuklama ölçüsüz olur.”denilmek suretiyle tutuklama tedbirinin istisnai ve son çare olduğunu tutuklama kararı verecek hakimin neden adli kontrolün yetersiz kaldığını açıkça gerekçelendirmesi gerektiğini hükmetmiştir.
Alt Sınırı Düşük Suçlarda Tutuklama İstisnadır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2019/16284 E., 2020/2286 K. “Üst sınırı iki yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda tutuklama kararı verilmesi ölçülülük ilkesine aykırıdır.” Denilmek suretiyle basit suçlarda tutuklamanın istisnai olduğunu çoğu durumda hukuka aykırı kabul edildiğini belirtmiştir.
TUTUKLAMA KARARINA İTİRAZ DİLEKÇESİ
… SULH CEZA HAKİMLİĞİNE
Sorgu Dosya No: …/… TUTUKLAMA KARARINA İTİRAZ EDEN ŞÜPHELİ : MÜDAFİİ : Av. Mert APAYDIN TUTUKLAMA TARİHİ : AÇIKLAMALAR : 1-) Müvekkilim şüpheli, …/…/….. tarihinde, mahkemenizin yukarıda numarası belirtilen sorgu dosyası üzerinden verilen tutuklama kararı gereği tutuklanmıştır.
Tutuklama hukuka aykırı olup kaldırılması gerekmektedir. Tutuklama kararı verilebilmesi için CMK m.100’de belirtilen kuvvetli suç şüphesi,tutuklama nedenleri,ölçülülük ilkesiyle beraber üç şartın birlikte bulunması gerekir. Bu şartlar sağlanmadığı için tutuklama hukuka aykırıdır. Kuvvetli suç şüphesi somut delillerle gösterilmelidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ilke kararları gereğince tutuklama için kuvvetli suç şüphesinin varlığı, soyut değerlendirmelerle değil, somut delillerle ortaya konulmalıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.04.2014 tarih, 2013/10-247 E., 2014/135 K. sayılı ilke kararında açıkça belirtildiği üzere; tutuklama için aranan kuvvetli suç şüphesinin varlığı, soyut değerlendirmelerle değil, somut ve denetlenebilir delillerle ortaya konulmalıdır. Somut olayda bu şart gerçekleşmemiştir. Tutuklama kararında kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller açıkça ortaya konulmamıştır.
2-) Tutuklama nedenleri gerekçeli ve somut olmadığı gibi tutuklama nedenleri soyut ve klişe ifadelerle gerekçelendirilmiştir.” Tutuklama, en son başvurulacak koruma tedbiri olup CMK m.109 adli kontrolde belirtilen yurt dışı çıkış yasağı, imza yükümlülüğü, güvence bedeli ile de ölçülülük kapsamında aynı sonuca ulaşılabilir. “Adli kontrol tedbirleri değerlendirilmeden tutuklama yoluna gidilmiştir.” Katalog suç olsa bile OTOMATİK tutuklama olmaz.
Katalog suçlar tutuklamaya karine oluşturabilir ama mutlak neden değildir.
3-) Tutuklama kararları aynı ve kalıp gerekçelerle verilemez. Yargıtayın görüşüne göre Tutuklama kararlarının kişiye ve olaya özgü gerekçe içermesi zorunludur. Soruşturma evresinde zaten delillerin büyük kısmı toplanmıştır. “Delillerin büyük ölçüde toplandığı aşamada delil karartma ihtimali zayıflar.”
4-) Müvekkilimin ifadeleri ve dosyada mevcut deliller dikkate alındığında, müvekkilimin, üzerine atılı bulunan … suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı açıkça görülecektir.
5-) Kaldı ki, müvekkilimin tutuklanması için 5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 100. maddesinde öngörülen şartlar da oluşmamıştır. Öncelikle, söz konusu eylemin müvekkilim tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin ‘kuvvetli bir şüphe’ bulunmamaktadır. Ayrıca, müvekkilim, işyeri sahibi bir zanaatkar olup, ailesi ve sabit bir konutu olan, çevresinde tanınmış bir kimsedir. Soruşturma evresinde kaçma ve/veya delilleri ortadan kaldırma ya da gizleme gibi bir girişimde bulunacak durumda da değildir.
6-) Yukarıda arz ve izah ettiğimiz ve re'sen gözetilecek nedenlerle, anılan tutuklama kararına itiraz ediyoruz.
HUKUKİ NEDENLER : 5271 S. K. m. 100, 101. SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, müvekkilim şüpheli hakkındaki tutuklama kararının kaldırılarak, kendisinin salıverilmesine karar verilmesini vekaleten talep ederiz. …/…/…