ADLİ KONTROL KARARINA İTİRAZ DİLEKÇESİ

ADLİ KONTROL NEDİR ? 

Adli kontrol, ceza yargılamasında tutuklama yerine veya tutuklamaya alternatif olarak uygulanan, şüpheli ya da sanığın özgürlüğünü tamamen kaldırmadan şüpheli ya da sanığın belirli yükümlülüklere tabi tutulmasıdır.

Bir koruma tedbiri olan adli kontrol kavramını; tutuklamanın koşullarının varlığı halinde, tutuklamaya alternatif olarak ve tutuklama yerine, şüpheli veya sanığın kanunda düzenlenmiş bulunan bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını öngören bir koruma tedbiri şeklinde tanımlamak mümkündür.

Adli kontrolün dayanağı CMK m. 109–115 maddelerinde sayılmıştır. 

Adli kontrolün amacı şüpheli/sanığın kaçmasını önlemek, delilleri karartmasını engellemek, yargılamanın sağlıklı şekilde yürütülmesini sağlamak, tutuklamanın istisna olmasını sağlamaktır(ölçülülük ilkesi).

Tutuklama şartları var ama tutuklama ağır bir tedbir sayılıyorsa, tutuklama şartları tam oluşmamışsa tutuklama yerine daha hafif bir önlem yeterliyse adli kontrol verilebilir. 

Bununla beraber tutuklama gerektiren bir suçta bile, mahkeme adli kontrol uygulayabilir.

Adli kontrol tedbirine sadece ceza mahkemesi tarafından karar verilebilir (CMK md.110).

Tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta içinde adli kontrol kararına itiraz etmek mümkündür. 

Adli kontrol tedbirleri, süresiz ve denetimsiz şekilde uygulanamaz; belirli aralıklarla gerekliliği denetlenmelidir.

(1) Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir.
(2) Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.
(3) Adli kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:
a) Yurt dışına çıkamamak.
b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.
c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde mesleki uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.
d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.
e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.
f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.
g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adli emanete teslim etmek.
h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere ayni veya kişisel güvenceye bağlamak.
i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adli kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.
j) Konutunu terk etmemek.
k) Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek. 
l) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek.
(5) Hâkim veya Cumhuriyet savcısı (d) bendinde belirtilen yükümlülüğün uygulamasında şüphelinin mesleki uğraşılarında araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir.
(6) Adli kontrol altında geçen süre, şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm, maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendinde belirtilen hallerde uygulanmaz.
(7) Kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir. (5271 S. K. m. 109)
*** (1) Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adli kontrol altına alınabilir.
(2) Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle, adli kontrol uygulamasında şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolün içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir.
(3) 109 uncu madde ile bu madde hükümleri, gerekli görüldüğünde, görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da, kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır. (5271 S. K. m. 110)
(1) Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 110 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir.
(2) Adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir. (5271 S. K. m. 111)

ADLİ KONTROL TÜRLERİ 

Mahkeme veya savcılık aşağıdaki yükümlülüklerden birini ya da birkaçını birlikte uygulayabilir: 

  • Yurt dışına çıkış yasağı

  • Belirli günlerde imza atma

  • Belirli yerlere gitmeme

  • Belirli kişilerle görüşmeme

  • Konutunu terk etmeme (ev hapsi)

  • Teminat (para) yatırma

  • Silah bulundurmama

  • Tedavi veya eğitim programına katılma

Adli kontrol süresinde üst sınır yoktur, ancak makul süre ile sınırlıdır. 

Adli kontrol gereksiz yere uzatılamaz, şartlar değişirse kaldırılabilir, hafifletilebilir veyahut ağırlaştırılabilir.

YARGITAYIN UYGULAMALARI

Yargıtay’a göre adli kontrol, tutuklamaya alternatif bir tedbir olup gerekçeli olmalı somut olgulara dayanmalı, orantılı olmalı ve uzun süre devam etmemelidir. 

Adli kontrol kararı gerekçelendirilmelidir. 

Yargıtay 18. Ceza Dairesi – 2019/3564 E., 2019/7842 sayılı kararında;

“Adli kontrol kararının hangi somut olgulara dayandığı açıklanmadan verilmesi, kişi özgürlüğü hakkının ihlalidir.” Denilmek suretiyle gerekçesiz adli kontrol tedbiri hukuka aykırı bulunmuştur.

Adli kontrol otomatik olarak uzatılamaz.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi – 2018/5123 E., 2019/3487 sayılı kararında;

“Uzun süredir devam eden adli kontrol tedbirinin, yeni ve somut bir gerekçe gösterilmeksizin sürdürülmesi ölçülülük ilkesine aykırıdır.” Denilmek suretiyle adli kontrolün otomatik olarak uzatılamayacağını belirtmiştir.

Yargılamanın her aşamasında adli kontrolün gerekli olup olmadığı araştırılmalıdır.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi – 2021/8642 E., 2022/1573 sayılı kararında;

“Yargılamanın geldiği aşama, delil durumu ve sanığın tutumu birlikte değerlendirildiğinde, adli kontrolün kaldırılması gerekir.” Denilmek suretiyle yargılama süreci boyunca verilen adli kontrol kararının denetlenmesi gerektiği açıklanmıştır.

Konut terk etmeme tedbiri ağır bir tedbir olup somut olarak gerekçelendirilmelidir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi – 2019/2746 E., 2020/3951 sayılı kararında;

“Konut terk etmeme tedbiri, fiilen tutuklama sonucunu doğuruyorsa, ancak tutuklama şartları varsa uygulanabilir.” Denilmek suretiyle adli kontrol tedbirlerinden olan konut terk etmeme tedbirinin, ağır bir tedbir olduğu, tutuklama şartlarına yakın durumlarda uygulanması gerektiği belirtilmiştir.

ADLİ KONTROL İTİRAZ DİLEKÇESİ

...... CEZA MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE

ŞÜPHELİ                                        :

MÜDAFİİ                                        : Av. Mert APAYDIN  

ADRES                                            : 

İSNAT EDİLEN SUÇ                   : Hırsızlık 

ADLİ KONTROL KARARININ 

VERİLDİĞİ TARİH                       : …/…/… 

KONU                                             : Adli Kontrol Kararına İtirazımızdır. 

AÇIKLAMALAR                          : 

1-) Müvekkilimiz hakkında …/…/… tarihinde müşteki ….’nın evinde hırsızlık yaptığı iddiasıyla …… Ceza Mahkemesi’nin …/… E. …/… K. sayılı dosyasıyla dava açılmış olup, söz konusu davanın neticesinde yerel mahkeme kararıyla …/…/… tarihinde tutuklanmasını müteakip, soruşturmanın devamı sırasında tahliye edilmesine yönelik talebin reddine dair ………. Ceza Mahkemesinin kararına yapılan itirazın kabulüyle şüphelinin tahliyesine, ve akabinde de 5271 sayılı kanun maddesi gereğince şüphelinin haftada bir pazartesi günleri mesai saatleri dahilinde ikametgahına en yakın polis karakoluna müracaat edip imza atması suretiyle adli kontrol altında bulundurulmasına karar verilmiştir. (EK - 1) 

Adli kontrol kararı hukuka aykırı olup nedenleri açıkça gösterilmemiştir. Yerleşik yargıtay kararlarında da gösterildiği üzere adli kontrol gerekçelerinin açıkça gösterilmesi gerekmektedir. 

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E. 2017/6231 – K. 2018/948 “Adli kontrol kapsamında uygulanan yükümlülüklerin, orantılı ve gerekçeli olması zorunludur.” 

2-) Müvekkilimiz 18 yaşını henüz tamamlamıştır ve yaşlı ve bakıma muhtaç annesiyle birlikte ikamet etmektedir. (EK-2) 

Ailenin ekonomik durumu son derece kötü olduğu gibi anne de evin geçimine katkı sunamamakta, müvekkilimize ekonomik olarak bağımlı halde yaşamaktadır.

3-) Açıkladığımız nedenlerle müvekkilimizin hafta içi mesai saatleri dahilinde ikametgahına en yakın polis karakoluna müracaat edip imza atması beklenen yarardan çok daha büyük mağduriyet ortaya çıkacaktır. Müvekkilimiz hali hazırdaki işini de zar zor bulmuş olup, bu durum işini aksatmasına ve belki de kaybetmesine sebebiyet verebilecektir. Açıkladığımız nedenlerle, müvekkilimiz hakkında verilmiş olan adli kontrol itiraz etmekteyiz.

 HUKUKİ NEDENLER            : 5271 S. K. m. 101, 105, 115.

SONUÇ VE İSTEM           : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, müvekkilimiz hakkında verilmiş olan adli kontrol kararına itiraz etmekle, Yüce Mahkemenizden itirazımızın kabulüne karar verilmesini talep etmekteyiz. …/…/........


Şüpheli Müdafii 

 Av. Mert APAYDIN

 


EKLER: 1-…. Ceza Mahkemesi dosyası ve adli kontrol karar örneği   

              2-İkametgah belgesi             

              3-Bir adet onaylı vekaletname örneği